Hoş geldiniz! Bu yazımızda “Kürdî hangi nota” konusu hakkında merak edilen detaylara birlikte göz atacağız.
Kürdî hangi nota? Bir makamın peşine düşen İzmirli meraklı birinin hikâyesi
İzmir’de yaşarken bazı sorular vardır, insanın aklına takıldığı anda bütün gün peşini bırakmaz. Mesela “Akşam ne yesek?” sorusu bunlardan biridir. Çünkü bu soru genellikle yarım saatlik bir tartışmanın ardından yine aynı yere çıkar: “Boş ver, tost yiyelim.”
Ama bazı sorular vardır ki tost kadar kolay çözülmez. Benim başıma gelen de tam olarak buydu: “Kürdî hangi nota?”
İlk duyduğumda açıkçası kafamda garip bir tablo oluştu. Sanki müzik öğretmenim tahtaya kocaman harflerle “Kürdî” yazacak ve sınıfa dönüp “Arkadaşlar, bugün bu gizemli notayı çözeceğiz” diyecek gibiydi. Oysa işin içine biraz girince anladım ki mesele tek bir notayı bulmak değil, Türk müziğinin derinliklerinde dolaşmakmış.
Ben 25 yaşında, arkadaş ortamında sürekli espri yapan ama gece yatağa yatınca gün içinde söylediğim cümleleri tekrar tekrar düşünen biriyim. Yani dışarıdan “Hayat ne güzel, takılıyoruz işte” görüntüsü verip içeride “Acaba o espriye fazla mı güldüm?” diye kendi kendime toplantı yapanlardanım.
Müzik konusunda da durum farklı değil. Bir şarkı duyuyorum, herkes ritme kapılıyor, ben ise bir noktada durup “Bu ses neden böyle hissettirdi?” diye düşünmeye başlıyorum.
İşte Kürdî makamı da böyle bir merakın kapısını açıyor.
Kürdî hangi nota? Önce küçük bir müzik bilmecesini çözelim
“Kürdî hangi nota?” sorusunun kısa cevabı şudur: Kürdî, Türk sanat müziğinde bir makamdır ve başlangıç sesi olarak genellikle “Dügâh” perdesi kabul edilir. Batı müziği sistemindeki karşılığı birebir tek bir nota değildir. Çünkü Türk müziğinde makam kavramı, sadece bir ses değil; seslerin kullanılış biçimi, seyri ve oluşturduğu duygusal yapı ile ilgilidir.
Yani Kürdî için “Bu kesin olarak şu notadır” demek biraz eksik kalır.
Bu, İzmir’de vapur iskelesinde birine “Deniz nerede başlıyor?” diye sormaya benzer. Teknik olarak bir yer gösterebilirsiniz ama denizin havasını, kokusunu ve o akşamüstü hissini tek bir noktaya sıkıştıramazsınız.
Kürdî de böyledir. Bir nota değil, bir yolculuktur.
Kürdî makamının karakteri: Biraz hüzün, biraz zarafet
Kürdî makamının en dikkat çekici özelliklerinden biri kendine has duygusudur. Genellikle sakin, içli ve hafif hüzünlü bir karakter taşır.
Ama bu hüzün öyle “Hayat bitti, perdeleri kapatın” tarzı değildir. Daha çok eski bir fotoğraf albümünü karıştırırken hissettiğiniz duygu gibidir.
Mesela anneannenizin evinde eski bir sandık bulursunuz. İçinden yıllar önce çekilmiş fotoğraflar çıkar. Herkes mutlu görünüyordur ama o insanların artık değiştiğini bilirsiniz. İşte o küçük burukluk vardır ya, Kürdî biraz ona benzer.
Ben bazen arkadaşlarla otururken böyle bir şarkı açıyorum. Ortam normalde kahkaha dolu.
Arkadaşım:
“Abi yine mi eski şarkılar? Biraz hareketli bir şey aç.”
Ben:
“Dur, bunun içinde hayat var.”
Arkadaşım:
“Hayat mı var, yoksa sen yine düşüncelere mi daldın?”
Haklı olabilir. Çünkü benim müzik dinleme şeklim bazen normal insanların film izlemesine benziyor. Şarkı üç dakika sürüyor, ben içinde beş farklı hikâye buluyorum.
Kürdî makamını anlamak neden zor geliyor?
Aslında birçok kişinin “Kürdî hangi nota?” diye sormasının nedeni Türk müziği kavramlarının Batı müziği alışkanlıklarından farklı olmasıdır.
Batı müziğinde genellikle nota isimleri üzerinden düşünürüz:
Do
Re
Mi
Fa
Sol
La
Si
Fakat Türk müziğinde perde sistemi daha ayrıntılıdır. Makamlar belirli ses dizilerinden oluşur ama bunun yanında melodinin hangi yönde ilerlediği de önemlidir.
Yani sadece “hangi sesler var?” sorusu yetmez.
Bir de “Bu sesler nasıl kullanılıyor?” sorusu vardır.
Bunu yemek yapmaya benzetiyorum. İki kişi aynı malzemeleri alabilir ama biri harika bir yemek yapar, diğeri mutfağı savaş alanına çevirir.
Benim yemek maceralarımı anlatmaya gerek yok sanırım. Bir keresinde makarna yaparken bile mutfakta üç farklı tava kullanıp sonunda yine hazır sos döken bir insanım. Bazı yetenekler doğuştan gelmiyor.
Makam bilgisi de böyle. Sadece isimleri bilmek yetmez, ruhunu anlamak gerekir.
Kürdî duyunca neden farklı hissederiz?
Müzik insan beyninde sadece ses olarak çalışmaz. Anılarla, duygularla ve yaşadığımız deneyimlerle birleşir.
Kürdî makamını dinleyen bir kişi geçmişte yaşadığı bir anıyı hatırlayabilir. Başka biri aynı ezgide huzur bulabilir. Bir başkası ise “Bu müzik bana eski İstanbul sokaklarını düşündürdü” diyebilir.
Ben İzmir’de yaşadığım için bazı melodiler bana direkt Kordon akşamlarını hatırlatıyor.
Deniz kenarında yürüyorsunuz.
Bir tarafta martılar.
Diğer tarafta çay içen insanlar.
Bir yandan da kafanızın içinde gereksiz düşünceler dönüyor:
“Acaba beş yıl sonra nerede olacağım?”
“Geçen hafta söylediğim o cümle yanlış mı anlaşıldı?”
“Telefon şarjım yüzde 12, eve nasıl döneceğim?”
İşte insan zihni böyle garip bir yer. En romantik anda bile şarj yüzdesini düşünebiliyor.
Ama müziğin güzelliği burada ortaya çıkıyor. Bazen bir makam, insanın içindeki karmaşayı sakinleştiriyor.
Kürdî hangi nota sorusuna arkadaş ortamında verilen cevaplar
Arkadaş grubumda müzik konuşulduğunda herkesin ayrı bir yorumu oluyor.
Bir gün konu Kürdî makamına geldi.
Ben:
“Kürdî bir makamdır, sadece bir nota değildir.”
Arkadaşım:
“Yani nota değil mi?”
Ben:
“Değil, daha geniş bir şey.”
Arkadaşım:
“Abi ben hâlâ gitarın tellerine basıyorum, sen makam anlatıyorsun.”
İşte hayatın dengesi burada. Bir tarafta müzik teorisi, diğer tarafta arkadaşımın “hangi telden ses çıkıyordu?” mücadelesi.
Ama aslında herkes kendi seviyesinde müziğin içine giriyor. Bir insan makam isimlerini bilmese bile bir eserden etkilenebilir. Çünkü müzik önce kulağa değil, kalbe dokunur.
Kürdî makamının günlük hayattaki karşılığı
Bazen müzik kavramlarını çok akademik anlatıyoruz. Oysa makamlar günlük hayatın içinde de vardır.
Bir sabah erken kalkıp kahve içerken dinlediğiniz melodi başka hissettirir.
Gece yalnız yürürken duyduğunuz aynı melodi bambaşka anlam kazanır.
Sevdiğiniz biriyle paylaşınca başka olur.
Tek başınıza kalınca başka.
Kürdî makamı da böyle değişken bir yapıya sahiptir. İnsan ruhunun farklı hâllerine dokunabilir.
Belki de bu yüzden yıllardır dinlenmeye devam ediyor.
Çünkü bazı müzikler zamana karşı direnmez, zamanın içine yerleşir.
Kürdî hangi nota sorusunun ötesinde: Bir hissin adı
Bazen bir şeyi anlamaya çalışırken sadece teknik bilgiye odaklanıyoruz.
“Kürdî hangi nota?”
“Kaç ses var?”
“Hangi perde kullanılıyor?”
Bunlar elbette önemli sorular.
Ama müziğin asıl tarafı biraz daha farklı.
Bir şarkı neden bizi yıllar öncesine götürür?
Neden bazı ezgiler hiç tanımadığımız insanların hikâyesini anlatıyor gibi gelir?
Neden bazı makamlar içimizde açıklayamadığımız duygular oluşturur?
Belki de cevap, müziğin matematikten daha fazlası olmasıdır.
Ben hâlâ bazen bir şarkı açıp kendimi fazla düşünürken buluyorum. Arkadaşlarım bana “Yine uzaklara gittin” diyor.
Belki haklılar.
Ama bence insanın ara sıra uzaklara gitmesi gerekiyor.
Çünkü bazen bir makam, bir nota ya da kısa bir melodi bize kendi içimizi gösteriyor.
Kürdî de tam olarak böyle bir yolculuk.
Bir notadan çok daha fazlası.
Bir makam.
Bir duygu.
Bir hatıra.
Ve bazen İzmir akşamında yürürken insanın içinde sessizce çalan güzel bir hikâye.