Aft’a Hangi Doktor Bakar? Toplumsal Cinsiyet, Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Perspektifinden Bir Bakış
Aft, ağız içinde oluşan küçük, acılı yaralar olarak tanımlanır. Kimisi için sadece geçici bir rahatsızlıkken, kimisi içinse sık tekrarlayan bir sağlık sorunudur. Ancak “Aft’a hangi doktor bakar?” sorusu, yalnızca bir sağlık sorununu tartışmaktan çok daha fazlasını ifade eder. Bu sorunun arkasında toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet gibi önemli kavramlar da yatar. Çünkü sağlık hizmetlerine erişim, sadece tıbbi gerekliliklerle değil, aynı zamanda sosyal faktörlerle de şekillenir. İstanbul’da yaşayan, 29 yaşında bir sivil toplum çalışanı olarak, sokakta, toplu taşımada ve işyerinde gözlemlediğim bazı sahneler, bu sorunun daha derin bir boyutta ele alınması gerektiğini gösteriyor.
Sağlık Erişiminin Toplumsal Cinsiyetle İlişkisi
Aft gibi basit bir rahatsızlık dahi, toplumsal cinsiyet rollerinin ve beklentilerinin etkisiyle farklı şekillerde algılanabilir ve tedavi edilebilir. İstanbul’un kalabalık caddelerinde, metrobüste ya da kafelerde, kadınların sağlık sorunlarını daha çok dile getirdiğini, erkeklerin ise genellikle daha az konuştuğunu gözlemliyorum. Toplumda “erkekler acıyı sesli yaşamaz” gibi bir anlayış hâkim olduğunda, bir erkek için aft gibi küçük bir sağlık sorunu bile daha az önemseniyor olabilir. Bu, bazen tedaviye geç kalmaya, bazen de sağlık hizmeti almak için daha az başvuruda bulunmaya yol açar.
Kadınlar ise, genellikle daha fazla sağlık hizmetine başvuran bireyler olarak toplumsal cinsiyet rollerinin etkisiyle sağlıklarına daha fazla özen gösterirler. Ancak, kadınların sağlık sorunları bazen küçümsenebilir ya da dikkate alınmayabilir. Aft gibi basit bir rahatsızlık, kadının iş hayatı, ailevi sorumlulukları ve toplumsal beklentilerle birleşince, çoğu zaman göz ardı edilebilir. Kadınlar, işyerinde aşırı stres ve hijyen koşullarının da etkisiyle aft problemiyle daha sık karşılaşabilirler. Ancak, onların sağlık şikayetlerine ne kadar ciddiyetle yaklaşıldığı da tartışma konusu olabilir.
Çeşitlilik ve Sağlık Erişimi: Farklı Kimlikler ve Aft
İstanbul, hem kültürel hem de toplumsal anlamda büyük bir çeşitliliğe sahiptir. Farklı etnik kökenlerden, dini inançlardan ve kültürel geçmişlerden gelen bireyler burada bir arada yaşar. Ancak bu çeşitlilik, sağlık hizmetlerine erişim konusunda eşit olmayan fırsatlar yaratabiliyor. Özellikle göçmenler ve mülteciler için sağlık hizmetlerine erişim, dil engelleri ve ekonomik zorluklar nedeniyle zorlu olabilir. Aft gibi basit bir rahatsızlık bile, doğru sağlık uzmanına başvurmayı engelleyebilir.
Bir arkadaşımın yaşadığı durumu hatırlıyorum; Suriyeli bir mülteci olarak, sağlık hizmetlerine erişim konusunda ciddi zorluklar yaşadı. Bir gün, dudaklarında aft oluştuğunda, doğru doktoru bulmak ve tedavi almak için çok uğraştı. Dili ve kültürel bariyerler, ona doğru tedaviye ulaşma konusunda büyük bir engel oldu. Aft, başlangıçta küçük bir sorun gibi gözükse de, bu tür toplumsal zorluklar sağlık hizmetlerine erişim konusunda ciddi eşitsizliklere yol açabiliyor.
Sosyal Adalet Perspektifinden Aft’a Yaklaşım
Sosyal adaletin sağlıkla ne kadar doğrudan bağlantılı olduğunu, her gün İstanbul’un sokaklarında gördüğüm sahnelerde gözlemliyorum. Kimisi devlet hastanesinde, kimisi özel bir klinikte tedavi arayışı içinde. Yoksul kesimler, genellikle devlet hastanelerini tercih ederken, daha varlıklı bireyler özel hastanelere başvuruyor. Aft gibi basit bir rahatsızlık bile, kimin nasıl bir tedavi alacağı, nerede tedavi olacağı ve bu tedaviye nasıl ulaşacağı konusunda büyük eşitsizlikler yaratıyor.
Bir keresinde, işyerimdeki bir arkadaşım, aft nedeniyle günlerce işe gelememişti. Aft, ağzını her açtığında onu acı içinde bırakıyordu. Ancak devlet hastanesinde ne yazık ki yeterli ilgiyi görememişti. Özel bir klinikte tedavi arayışına girdiğinde, bu kez finansal zorluklar ortaya çıktı. Toplumsal adaletin sağlanmadığı bir sağlık sisteminde, bazı bireyler için basit bir sağlık sorunu bile büyük bir mücadeleye dönüşebiliyor.
Sonuç: Aft’ın Bize Gösterdiği Eşitsizlikler
“Aft’a hangi doktor bakar?” sorusu, sadece bir sağlık sorusundan çok daha fazlasıdır. Toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet gibi kavramların sağlık hizmetlerine erişimde nasıl şekil değiştirdiğini anlamak, hem bireylerin hem de toplulukların daha adil bir sağlık sistemi için nasıl ses çıkarabileceğini gösteriyor. Her ne kadar aft gibi basit bir sağlık problemi, genel olarak hafife alınsa da, arkasındaki toplumsal yapılar, bu sorunun daha karmaşık bir hale gelmesine neden oluyor. Toplumsal cinsiyet, kültürel çeşitlilik ve sosyal adalet gibi faktörler, sağlık hizmetlerine erişimin her birey için eşit olmadığını gözler önüne seriyor. Bu nedenle, sağlık hizmetleri ve bireysel sağlık sorunları söz konusu olduğunda, toplumsal eşitsizliklere karşı daha duyarlı ve kapsayıcı bir yaklaşım benimsemek şarttır.