3 Yaşında Çocuğun Elini Ağzına Neden Sokar? Bir Çocuk Psikolojisi ve Toplumsal Algı Analizi
İzmir’in sıcak ve kalabalık caddelerinde yürürken, hemen yanı başımda bir anne çocuğunun elini ağzına sokarken, birkaç saniye durup, “Neden?” diye sordum. Evet, üç yaşındaki bir çocuğun elini ağzına sokması çok sıradan bir şey gibi görünüyor. Ama aslında bu küçük davranış, o kadar çok şey anlatıyor ki! Biraz kafanızı dağıtmak istiyorsanız, bir çocuğu izlemek her zaman iyi bir fikir olabilir. Ancak üç yaşında bir çocuğun elini ağzına sokması, sadece bebeklik içgüdüsü mü, yoksa bizim toplum olarak bu davranışı nasıl anlamamız gerektiği konusunda eksik bilgiye mi sahibiz?
3 Yaşındaki Çocuğun Elini Ağzına Sokma Davranışı: Ne Demek İstiyor?
Çocuklar, dünyayı bir anlamda hisleriyle ve davranışlarıyla keşfeder. Bu yaşlarda, çocukların ellerini ağızlarına sokma davranışı, genellikle gelişiminin bir parçasıdır. Bunu, her çocuğun yaptığı doğal bir davranış olarak görmek mümkündür. İçinde büyüyen minik bir insan, yeni keşfettiği bir dünyada kendini rahatlatmanın ve denetlemenin yollarını arar. Peki, neden ellerini ağızlarına sokarlar?
İçimden bir psikolog sesleniyor: “Çocuklar bu yaşlarda keşfetme sürecindedir. Bu, kendi vücutlarını tanıma, çevrelerini ve sosyal dünyalarını algılama çabasıdır. Ellerini ağızlarına sokarak rahatlama, diş çıkarma, stresle başa çıkma gibi temel içgüdüsel davranışlar sergilerler.”
Bence bu, gelişimsel açıdan tamamen normal ve sağlıklı bir davranış. Yani, bir çocuk elini ağzına soktuğunda, bu sadece “yaşadığı dünyayı anlamaya çalışıyor” demek.
3 Yaşındaki Çocuğun Elini Ağzına Sokmasının Diğer Yönleri: Ailelerin ve Toplumun Tepkileri
Evet, aslında bu davranış oldukça sağlıklı ve doğal. Ama gelin görün ki, toplum olarak ne yazık ki genellikle bu tür şeylere takılmayı çok seviyoruz. Toplumda “ağzına soktuğu şeylere” dair bir tabu var. Çocukların genellikle ellerini temiz tutmaları gerektiği düşünülür, özellikle de toplumda hijyen kavramı bu kadar önem kazanmışken.
Aileler bazen bu davranışı “yanlış” olarak nitelendirip, çocuklarının ellerini hemen temizlemeye çalışabilirler. “Aman, elini ağzına sokma” gibi tepkiler, aslında bu davranışın doğal ve gelişimsel bir süreç olduğu gerçeğini göz ardı edebilir.
Peki, toplum olarak bu tür davranışlara yüklediğimiz anlam gerçekten doğru mu? Çocuklar, toplumun hijyen endişelerinden daha farklı bir gözle dünyayı algılarlar. Onlar için her yeni davranış, bir keşif, bir öğrenme sürecidir. Yani, bu davranışa negatif bir tepki vermek, bir bakıma çocuğun dünyayı keşfetmesini engellemek olabilir.
Çocukların Elini Ağızlarına Sokmalarını Toplumsal Bağlamda İncelemek
Beni bu konuda en çok düşündüren şey şu: Biz yetişkinler, çoğu zaman çocukları, kendi yetişkin dünyamızın kurallarıyla değerlendirmeye çalışıyoruz. Oysa ki bir çocuk, dünyayı tam olarak anlamadan “doğru” ya da “yanlış” gibi bir kavramla ilişkilendirme yapmaz. Ancak bizim kültürümüzde, “hijyen” ve “temizlik” gibi kavramlar bazen çocukların doğal gelişimini engelleyecek kadar vurgulanabiliyor.
Ailelerin “Ne olursun, elini ağzına sokma!” şeklindeki tepkileri, çocukların yalnızca biyolojik olarak değil, psikolojik olarak da sağlıklı bir şekilde büyümelerini engelleyebilir. Çünkü bu tür uyarılar, çocuğun kendi bedenini keşfetme sürecine dair doğal bir merakını bastırmaya yönelik olabilir.
Bir başka açıdan bakıldığında, bu davranış, çocuğun duygusal ihtiyaçlarını da yansıtıyor olabilir. Evet, belki de sadece bir “rahatlama” arayışıdır. Bir çocuğun 3 yaşında elini ağzına sokması, aynı zamanda anne karnındaki o rahatlatıcı ortamı, o güvenli alanı yeniden arayışıdır. Hangi yetişkin, bazen zor bir günün ardından sadece bir “rahatlama” arayışında değil mi? Çocuklar da benzer bir şekilde, duygusal stresle başa çıkmak için ellerini ağızlarına sokarlar.
3 Yaşındaki Çocuğun Elini Ağzına Sokması ve Sosyal Adalet Perspektifi
İzmir’deki farklı mahallelerde yaşayan çocuklar arasında, bu tür davranışları gözlemledikçe, sınıf farklarının bile bu doğal davranış üzerinde etkisi olduğunu fark ettim. Daha varlıklı mahallelerde yaşayan çocukların, genellikle bu tür davranışlara daha az rastlanırken, daha düşük gelirli mahallelerdeki çocuklar için bu durumun daha sık gözlemlendiğini gördüm. Bu durumu, sadece psikolojik ya da fizyolojik değil, sosyal adalet açısından da değerlendirmek gerek.
Çocukların gelişimi, ailenin ekonomik durumu ve sosyal çevresiyle doğrudan ilişkilidir. Temizlik ve hijyen standartları, çocukların gelişimine etkisi büyük olan faktörlerdir. Bunun yanında, eğitimsel fırsatlar ve sağlık hizmetlerine erişim, çocukların hem fiziksel hem de duygusal gelişimlerini derinden etkileyebilir. Bu yüzden, “elini ağzına sokma” uyarısı, aslında çocuğun fiziksel hijyeninden öte, sosyo-ekonomik düzeyin ve toplumsal yapının bir yansıması olabilir.
Sonuç: Çocuklar, Gelişim Sürecinde Ne Kadar Özgür Olmalı?
Çocukların elini ağzına sokması, aslında basit bir davranış gibi görünebilir, ancak bu durum üzerine düşündüğümüzde, toplum olarak çocukları ne kadar doğru bir şekilde anladığımızı sorgulamaya başlarız. Çocuklar, kendi bedenlerini ve duygusal dünyalarını keşfederken, biz yetişkinler olarak bazen onları anlamakta zorlanıyoruz. Onların doğal gelişim sürecine saygı duymak, sadece onları daha sağlıklı bir birey haline getirmekle kalmaz, aynı zamanda toplumsal olarak daha empatik ve anlayışlı bir ortam yaratmamıza da katkı sağlar.
O yüzden, belki de şu soruyu sormak gerekir: Çocukların dünyasını gerçekten anlıyor muyuz, yoksa sadece yetişkin gözlüklerimizle onları değerlendirip, kendi rahatımızı mı gözetiyoruz?