İçeriğe geç

Barbar kime denir ?

Barbar Kime Denir? Toplumsal Cinsiyet, Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Perspektifinden Bir İnceleme

İstanbul’un karmaşasında, her gün milyonlarca insan bir arada yaşıyor. Şehir, zıtlıklar ve çeşitliliklerle dolu; bu da bize toplumsal normların, etiketlerin ve kavramların ne kadar katmanlı olduğunu sürekli hatırlatıyor. Bir sabah metrobüste yanımda oturan kadının konuştuğu şiveden, işyerimdeki farklı kültürlerden gelen insanlarla yaptığım sohbetlere kadar, hep bir şeyler duyuyorum: “Barbar”. Bu kelime, kulağımda yankı yapıyor, zihnimde sorular uyandırıyor: Barbar kime denir? Bugün, bu kelimenin toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet açılarından nasıl şekillendiğini irdelemek istiyorum.

Barbar: Bir Tanım ve Tarihsel Arka Plan

Kelime olarak “barbar”, antik çağlarda, özellikle Yunan ve Roma’da, başka kültürleri tanımayan, “medeniyet” dışı olarak görülen halkları tanımlamak için kullanılmıştır. Bu tanım, o dönemin egemen toplumlarının, kendileri dışındaki halkları “vahşi” ya da “geri kalmış” olarak değerlendirme biçimidir. Ancak zamanla bu tanım, yalnızca kültürel bir kavram olmaktan çıkıp, bireylerin sosyal statülerini, etnik kökenlerini ve hatta davranış biçimlerini etiketlemek için kullanılmaya başlanmıştır.

İstanbul’un sokaklarında bazen gördüğümüz o hoşgörüsüz bakışlar, o hızlıca atılan etiketler, bazen de şehrin kenar mahallelerinden gelen “yabancı” insanlara yönelik yapılan değerlendirmeler, bu eski “barbar” tanımının günümüz haliyle karşımıza çıkmasıdır. Peki, bu etiket günümüzde kime, ne zaman ve neden yapıştırılır?

Barbar Kime Denir? Toplumsal Cinsiyet ve Barbarlık

Bir gün, iş yerinde bir toplantıya katılıyordum. Kadın bir meslektaşım, toplantı sırasında fikirlerini dile getiriyor, ancak salondaki bazı erkekler onu sürekli olarak kesiyor ve fikirlerini küçümsüyordu. O an, içimde bir şeyler kırıldı. Kadınların toplumsal hayattaki yerini küçümsemek, “barbarca” bir tavır sergilemek demek değil mi? Bu tür davranışlar, aslında barbarlık anlayışımızı bambaşka bir düzleme çekiyor. Barbarlık, sadece elinde kılıç tutan, sömürgeci bir bakış açısına sahip kişilerle ilgili bir şey değil. Bazı erkeklerin, kadınların fikirlerini görmezden gelmesi ve sürekli olarak onların sesini kesmesi de bir tür “barbarlık” değil mi?

Kadınların ve erkeklerin toplumdaki rollerine dair baskılar, ne yazık ki hala çok belirleyici. Herhangi bir kadının, sokakta yalnız başına yürürken ya da toplu taşıma aracında bir erkeğin ona yaptığı yorumla karşılaşırken hissettiği güvensizlik, barbarlığın bir başka şeklidir. Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinden kaynaklanan bu tür davranışlar, tam anlamıyla bir gericiliktir; hatta bazı açılardan, tarihsel barbarlıkla kıyaslanabilecek bir kültürel sapmadır.

Barbar Kime Denir? Çeşitlilik ve Farklı Kimlikler

İstanbul’da yaşarken, farklı etnik kökenlere sahip insanlarla her gün karşılaşıyoruz. Bir gün Taksim’de yürürken, Arapça konuşan bir grup insanın önünden geçtim. Bir yandan kalabalık, diğer yandan insanlar birbirine çarpmamak için kendini zorluyor. Bir an, arkadan gelen bir grup insanın, o Arapça konuşanlara bakarak fısıldadıklarını duydum: “Barbarlar! Ne işiniz var burada?” Bu, sadece ırkçı bir bakış açısı değil, aynı zamanda çok köklü bir toplumsal önyargının sonucuydu.

Toplumsal çeşitliliğin olduğu yerlerde, bu tür önyargılar ne yazık ki her zaman karşılaşılan bir durum. Farklı etnik kökenlere sahip bireyler, bazen kendilerini yalnız hissediyor ve bazen de kimliklerinden ötürü “barbar” gibi etiketleniyorlar. Halbuki, bu kişiler sadece farklı bir kültürden geliyor olabilirler. Ama toplumun egemen bakış açısı, her zaman kendisini doğru kabul eder. O yüzden, bir grup insanın farklı bir dil konuşması ya da başka bir gelenekten gelmesi, onları barbar ilan etmek için yeterli bir sebep olarak görülür.

Barbar Kime Denir? Sosyal Adalet ve Hoşgörü

Sosyal adaletin temel ilkelerinden biri, herkese eşit haklar tanımak ve hoşgörüyle yaklaşmaktır. Ama İstanbul gibi büyük ve kozmopolit bir şehirde, bazen hoşgörü ve eşitlik bir lüks haline geliyor. Toplumun farklı kesimlerinden gelen bireylerin, birbirine “barbar” damgası vurması, sosyal adaletin ne kadar uzağında olduğumuzu gösteriyor.

Bir gün, bir parkta, yaşlıca bir kadının engelli bir genci aşağılamasını dinledim. “Nereye gidiyorsun, canım? Zaten engellisin, nereye gidebilirsin ki?” dedi. O an, sosyal adaletin ne kadar kırılgan bir şey olduğunu bir kez daha fark ettim. Engel ya da farklılık, birini barbarca dışlamak için bir sebep olmamalıydı. Bu tür bir yaklaşım, toplumsal cinsiyet, etnik köken ya da engellilik gibi farklılıkları, barbarca bir şekilde ayrımcılığa dönüştürüyordu.

İstanbul’da her gün bu tür sahnelerle karşılaşmak, insana ne kadar “barbarca” bir toplumda yaşadığımızı düşündürüyor. Toplum, bazen bizleri, farklı olmamızdan dolayı dışlamakta, etiketlemekte ve küçümsemekte bir beis görmüyor.

Sonuç: Barbarlık, Toplumsal Bir Kavram

Barbar kime denir? Bu soruya verdiğimiz cevap, toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adaletle doğrudan ilişkilidir. Barbarlık, sadece geçmişteki savaşçıları veya farklı kültürleri tanımayanları tanımlamakla kalmaz; bazen de bugün, diğerlerini küçümseyen, dışlayan ve hakaret eden bireyleri tanımlar.

Toplumsal cinsiyet, kültürel farklılıklar ve sosyal adalet gibi kavramları göz önünde bulundurarak, barbarlık, yalnızca geçmişin değil, aynı zamanda günümüzün en acımasız ve susturulması gereken tutumlarından biridir. Eğer barbarlık, sadece farklı olanı dışlamak, küçümsemek ve ona zarar vermekse, o zaman bu etiket, maalesef, hala bizlerin etrafında dolaşıyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
ilbetvdcasino girişpiabellacasino sitesihttps://www.betexper.xyz/betci.cobetci girişbetci.onlinehiltonbetgir.online