Gönüllülük Nasıl Yapılır?
Giriş: Gönüllülük, Gerçekten Ne Kadar Gerçek?
Gönüllülük… Bu kavramı duyduğumda kafamda hep bir soru beliriyor: Gönüllülük gerçekten ne kadar gönüllü? Yoksa aslında bunun içinde “gönüllülük” diye adlandırdığımız bir tür toplum baskısı, “iyi insan olma zorunluluğu” mu var? İzmir’de yaşıyorum, sosyal medyada aktifim, her gün dünya kadar gönüllü etkinliği ve yardım çağrısı görüyorum. Ama bir şey var ki, gönüllülüğün aslında ne kadar temiz ve “gerçek” olduğunu sorgulamadan edemiyorum.
Bir kere, hadi dürüst olalım: İnsanlar gerçekten gönüllü olmak istediklerinde mi gönüllü oluyor? Yoksa sadece “aferin” almak, sosyal medyada “gönüllü çalışıyorum” paylaşımı yapmak için mi? Gönüllülük yapmak güzel bir şey, bunu inkar etmiyorum. Ancak biz buna gönüllü olmak demek yerine, “gönüllülük yaparak kendini övme” desek, sanırım çok daha doğru bir yaklaşım olur.
Gönüllülüğün Güçlü Yönleri
Evet, gönüllülüğün gerçekten güzel yanları var. Öncelikle, topluma katkı sağlamak, başkalarına yardımcı olmak her zaman takdir edilesi bir davranış. Birçok sosyal sorumluluk projesinde yer almak, zorluklarla mücadele eden insanlara yardım eli uzatmak, hem kişisel tatmin sağlar hem de başkalarına umut verir. İşte bu, gönüllülüğün en sağlam tarafı.
Benim gözümde gerçek gönüllülük, içtenlikle yapılan ve bir çıkar gütmeyen, sadece başkalarına yardım etmeyi amaçlayan bir eylemdir. Hem de öyle kocaman projelere gerek yok. Belki bir çocuğun eğitimine yardımcı olmak, belki yaşlı bir komşuya alışverişe gitmek… Her küçük katkı bir fark yaratabilir. Gönüllülük, insanın kendi duygusal ve zihinsel gelişimine de katkı sağlar. Çünkü başkalarına yardım ederken, empati kurmayı öğrenirsiniz. Ve evet, biraz da egonuzu okşayabilirsiniz. Herkesin ihtiyacı olduğu şey bu değil mi? Biraz takdir, bir parça ödüllendirilme… Yalnızca toplumu değil, kendinizi de daha iyi hissedersiniz.
Fakat… Şimdi işler biraz karışmaya başlıyor.
Gönüllülüğün Zayıf Yönleri
Şimdi diyeceksiniz ki, “Gönüllülüğün zayıf yönü mü olur?” O kadar çok ki! Sosyal medya çağında, gönüllülük de biraz… göz boyama hâline gelmeye başladı. Herkes bir projede gönüllüymüş gibi gözüküyor ama aslında ne kadar derinlemesine bir katkı sağladığını kimse sorgulamıyor. “Gönüllü oldum” diyorsanız, başkalarına yardım etmenin yanında, sosyal medya hesaplarınızı bir nevi pazarlama aracına dönüştürüyorsunuz. Hadi, bunu kabul edelim.
Birçok insan gönüllülük faaliyetlerine katıldığında, o etkinliği sadece “görünürlük” açısından değerlendiriyor. Peki, ya o kadar ciddiye alıp zamanını ve enerjisini tam anlamıyla bir projeye adamayan insanlar? “Ya bir fotoğraf paylaşayım, arkadaşlarım görsün, çok saygın olurum” yaklaşımı, gönüllülüğün özünü bozan bir anlayış.
Bir örnek verelim. Geçen hafta, bir arkadaşım sosyal medyada “gönüllü çalışmamı bitirdim” şeklinde bir post paylaştı. Şimdi, her şeyin çok iyi ve harika olduğunu söyleyebilirim ama… Sonrasında neler olmuştu? Birkaç saat sonra, gönüllü çalışmanın parçası olan projeden ayrıldığına dair bir paylaşım gördüm. Kısa süre sonra da, “Bu tarz sosyal sorumluluk projelerinde işler biraz beklediğim gibi gitmiyor” dedi. Gönüllülük, bir ego tatmini olmamalı, bir proje bitince rahatlamak için yapılmamalıdır!
Gönüllülüğün zayıf yönlerinden biri de, sosyal medyada bunun üzerinden ‘like’ toplamaya yönelik bir yarışa dönüşmesi. Gerçekten yardım etmek isteyenlerin niyetleri bazen arka planda kalıyor. Çünkü daha çok insan, “Görünürlük sağlamak” amacıyla bu tür işlere katılıyor. Kimse kimseyi kandırmasın. Gönüllülük, insanların başkalarına gerçekten yardım etme isteğiyle yapması gereken bir şey olmalı, “nasıl daha fazla takdir alırım” diye düşünerek değil.
Gönüllülük Yaparken Kendi Kendine Sorulması Gereken Sorular
Gönüllülük yaparken kendinize sorabileceğiniz bazı sorular var. Gerçekten neden gönüllü oluyorum? Kendi içimde bu soruyu sorarak, bazen insanların niyetini de sorguluyorum. Çünkü gönüllü olmanın da bir sorumluluğu vardır. O sorumluluk yerine, bir instagram fotoğrafı almak ya da “ben çok iyiyim” demek için gönüllü olmak, gerçekten gönüllülük sayılabilir mi?
İşte bu noktada, toplumsal etkisini sorgulamamız lazım. Bazen gönüllülük, daha büyük sorunları görmemize engel olabilir. Çünkü, bir kişi gönüllü olduğu zaman, “Zaten ben yardım ediyorum, sorumluluğumu yerine getiriyorum” diye düşünüp, aslında yapılması gereken gerçek değişikliklere dikkat etmemiş olabilir. Toplumun düzenini değiştirmek yerine, tek bir kişiye yardım etmeyi tercih etmek, büyük bir çelişki olabilir mi?
Sonuç: Gönüllülüğün Gerçek Yüzü
Gönüllülük yapmak güzel bir şey, tabii ki yapalım ama… Şu sosyal medya dünyasında, her şeyin çok hızlı bir şekilde tüketildiği bu çağda, gerçek gönüllülüğün ne olduğunu sorgulamadan duramıyorum. Bir fotoğraf, bir paylaşım, birkaç “takdir” cümlesi… Ama gerçek yardım, dediğim gibi, bir egoyu tatmin etmekten öte, başkalarının hayatına gerçek bir dokunuş yapmaktır.
O yüzden, gönüllülük yaparken biraz daha fazla kafa yoralım. Gerçekten başkalarına yardımcı olmayı hedefliyor muyuz? Yoksa sadece güzel bir profil resmi mi? Bunu kendimize sormadan hiçbir gönüllü faaliyete katılmayalım.